Dünyadaki Varlık Sebebimiz; İmtihan

  • 24.11.2021 20:12
  • Okunma: 606 kez

Bu yazımda, kendimden başlayarak hayatı hesaba çekmenin sorumluluğu gereği imtihan nedir üzerine durmak istiyorum.

İMTİHAN, özetle yaşam boyu öğrenmenin, bir insan olarak kendimizi gerçekleştirebilmenin adıdır.

Allah insanı en iyi şekilde yaratılan varlık olarak tanımlıyor ve kodluyor. Yaratılanların en mükemmeli ve bunun karşılığında bir şey istiyor. İnsanın bu durumu kendine mal edip etmediğini, kuralına uygun davranıp davranmadığını test ediyor. Eksiklerini, hatalarını görüp, kendisiyle yüzleşip doğru yola ulaşabiliyor mu? Yoksa yoldan çıkmış bir varlığa mı dönüşüyor? Süreci nasıl yönetiyor?

İnsanın imtihan edildiğinden bahsediyoruz. Ahsen-i takvim “Andolsun ki biz insanı en güzel şekilde yarattık.” (Tin Suresi 4. Ayet)

Allah, bu tanımla insanla ilgili beklentiyi ortaya koyuyor. Akıllısınız, özgürsünüz, iradeniz var, eylemlerinizi istediğiniz şekilde gerçekleştirecek kudrete sahipsiniz mesajını veriyor. Dolayısıyla yaptığımız her şeyden sorumluyuz. Akıllı, iradeli, özgür olmak aynı zamanda sorumluluğu da beraberinde getiriyor demek. Sorumluluk, iyi ve kötüyü güzel ve çirkini ayırt edebilme yani sorgulamayı, kendini hesaba çekmeyi, kendinle yüzleşmeyi gerektiriyor. Akıllı, özgür olmaktan hiç şikâyet etmiyoruz fakat birçoğumuz sorumlulukla ilgili sorunlar yaşıyoruz.

İmtihan, hem yaptıklarımızı hem de yapmadıklarımızı içeren bir süreç aynı zamanda. Sadece yaptıklarımızdan sorumlu olduğumuzu ve olumsuz şeylerle imtihan edildiğimizi varsayarız. Bu bir yanılgıdır. Bilirkişilersek eğer, yapılan kötülüklerde payımız vardır. Kötülüklerin ortadan kalkması için çabalamıyorsak, duyarsız kalıyorsak, gündeme getirip dillendirmiyorsak, bu konunun yanlışlığı ile ilgili kamuoyu oluşturmuyorsak, kötülüğün devam etmesine katkı sağlayan bireylere dönüşürüz. Kötülük karşısında almadığımız tavırlardan, takınmadığımız tutumlardan da sorumluyuz.

İmtihan, söylediğimiz sözle inandığımız değerler arasında ki uyumu, tutarlılığı, samimiyeti göstermemiz veya harici durumda farkına varmamamızı sağlayan şey olarak da karşımıza çıkıyor. Kişi konuştuğunu kalbi ile tasdik etmiyorsa ve bu çelişkinin düzelmesi için kendisiyle hesaplaşmıyorsa Allah katında inanmış değildir. Söylediğini kabullenmek, gönül huzuru ile onu benimsemek, yürekten inanmak gerekiyor.

İnsana insanı sevdiren Allah değil midir? Söz kalpten çıkmıyorsa yerine ulaşmaz. İmam-ı Azam Hazretleri “Güzel sözün tesiri sahibinin ihlâsındandır” der. Sözü başka; fiili başka, dediğimi yap; yaptığımı yapma durumuna girenler ne kadar güzel görüntüye bürünürse bürünsün, ne kadar süslü cümleler söylerse söylesin muhatabı üzerinde etkili olmaz. Bu kişiler ferasetini kaybetmiş, kendini kandırmakla, oyalamakla meşgul, soğuk, sevimsiz, itici bir maddeye dönüşür. Gönül sahibine teslim, kalp sahibi ile meşgul olunca söz tesir kazanır. Hatamızı kabul ederek, yani idrak ve tövbe, her hayır oradan başlar aksi durumda kaybetmiş oluruz.

Zenginlik, para, mal, mülk, güç, iktidar kötü bir şey değildir. Nimet olarak tanımlanan şeylerle sınanmak, onlarla kurduğumuz ilişkinin mahiyeti doğrultusunda bunları iyi veya kötü yapar. İmtihan olayında fitne öznedir. Hayatımızda önemsediğimiz nimetler bizi yanlışa sevk eden fitne olarak karşımıza çıkabilir ve bir denenme vasıtası olabilir. Burada nasıl bir tutum sergilediğimiz imtihanın neticesini belirler.

Nimet diye tanımladığımız şeylerde belaya, fitneye dönüşebilir. Yokluk, hastalık diye tanımladığımız şeylerde fitne ve belaya dönüşebilir. Zenginlik hiçbir zaman imtihan aracı olarak görülmez. Çalıştım kazandım denir. Nimeti insan zaten hak ettiğini düşünür ve nankörlük eder. Nimetle denenmek zorlukla denenmekten farkındalık açısından daha zor. Yokluk zaten katlanılması gereken bir şey katlanmayı veya isyan etmeyi tercih edebilirsiniz. Dolayısıyla zenginliğe göre yokluğun bir imtihan olduğunu yaşamak zor fakat algılamak insan için daha kolaydır.

İmtihanı özetle yaşam boyu öğrenmedir. Yaşam boyu öğrenmenin iki ayağı vardır; tevekkül ve tövbe. Tevekkül, insana kudretini, acizliğini, sınırlılıklarını kabul ettirir ve Allah’a güvenmeye yönlendirir.

Tövbe ise insanın hata yapabilirliğiyle alakalıdır. Tövbe bilincin yenilenmesidir. İnsan hata yapabilen, yanlışa düşebilen bir varlıktır. Hata yapmak, hatanı anlamak, hatanın yanlışlığını kabul edip bilincini yenileyip yoluna devam etmek ve doğruyu yapabilme gücünü kendinde bulmaktır.

“O ki, hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır. O, mutlak galiptir, çok bağışlayıcıdır.” (Mülk Suresi 2. Ayet)

Allah insana akıl verdi, yol gösterdi, neyin iyi neyin kötü olduğunu öğretecek bir vasıfta yarattı. Rabbimizin bizim hakkımızda ne takdir ettiğini bilmiyoruz. Ancak biz O’nun emirlerine uymak, yasaklarından kaçınmak ile mükellefiz. Fani bir hayatın yolcularıyız. Her an imtihanda olduğumuzu unutmamamız dileğiyle…

 

Anahtar Kelimeler:

Yazarın Yazıları